yii-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yii-yorum etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20.08.2012

Ege Sefasi (iftar yemegi)

Ramazan`in son gunlerinde arkadaslarla iftar yemegi icin Ege Sefa`sina gitmistik. Her birimiz icin de bu mekanda ilk bulunusumuzdu. Mekan cok guzel dekore edilmis, konum olarakta guzel bir yerde. Normal zamanlarda asindan da anlasilacagi uzere Ege havalari estirmeye amacli mekanda guzel yunan muzikleri calindigini soyleyebilirim. Tabi iftar sebebiyle bu cok uzun surmedi. Orucun acilmasi ve corbalarin yudumlanmasini muteakip fasil gurubu sazi eline aldi.
Menude yer alanlari degerlendirecek olursak, corba icin idare eder diyebiliriz. Bilmiyorum belki de o kadar ac olmasam hic icmeyebilirdim. Onumuze konulan iftariyelik cok ama cok zayifti. Hic kimsenin tenezul etmeyecegi kadar kalitesiz gorunumlu hurma muhtemelen ya cope gidiyor ya da bir kurtaricinin kendilerini yemelerini bekliyor. Salata icin ise gercekten guzeldi diyebilirim. Devaminda gelen sigara borekleri ve patates kizartmasi ise olabilecegi kadar iyi. Asil bomba ise ana yemekte patliyor. Secmeli olarak tsvuk ya da kirmizi et secmeli olarak lanse edilen yemek icin garsona secimlerimizi sorup sormayacagini sordugumuzda tabakta ikisine de yer verilecegini ogreniyoruz. Neyse ki gelenler kotu degil, idare eder. Ayran isteyen arkadasimiza istegi bardakta sunuldu (hala boyle seyler yapanlar var demek ki) sukur biz kola isteyenler sansliydik. Son olarak tatlidan bahsedecek olursak tam bir felaketti. Cok zorlama bir tane yiyebildim. Tam olarak ne tatlisi oldugunu da anlayamadigim serbetligillerden birseydi.
Tum bunlar icin odedegimiz 24 TL az gibi gorunse de soyle tatlisi tuzlusu guzel, gercekten secim hakkinizin oldugu bir yemege 40 TL vermekle bence daha ucuz bir hizmet almis sayilirsiniz. En guzel notu mekan dekorasyonuna ve temizligine verebilirim.
Az daha unutuyordum, gecenin en kotu surprizi ise cok uzun suren aclik ve susuzlugunuzu gidermeye calisirken fasil grubunun masa masa dolasarak para toplamaya calismasi. Iftar yemeginde bari yapmayin diyesi geliyor insanin..

12.08.2012

Ramada Plaza (iftar yemegi)


Normal zamanda cok iyi olarak nitelendirdigimiz bir cok mekan Ramazan ayinin kalabaligi ve her masaya ayni dakikalarda servisi beceremediginden kalite anlaminda buyuk dusus yasar. O nedenle iftar saatini iple cekerken bile cogu zaman kendi evimde olmayi tercih ederim. Fakat tabii ki bu isi kotaran yerler de yok degil. Misal dun aksam Ramada Plaza Otel`de iftar yemegine gittik.
Bir defa hersey dahil otellerdeki gibi bir acik bufe alani kuran Ramada Plaza insanlara ayni anda duzgun servis problemini ortadan kaldirmis. Mekan gorevlileri yalnizca corba servisini yapiyor. Geri kalan herseyi siz gidip kendiniz aliyorsunuz. Burada da akla uzun kuyruklar olusur mu acaba geliyor. Guzel bir servis alani ile boyle bir problemin de onune gecilmis.
Gelelim yemeklerin degerlendirmesine. Corbamiz ezogelindi ve cok basarili idi. Olan herseyden yemem mumkun degildi fakat tattiklarimdan bahsedersem yaprak sarmaya bayildim. Tavuk sis ve dana sote cok guzeldi. Humusa bayilirim, hatta bu sitede kendi yaptigimiz humus tarifini belki de okumussunuzdur fakat humusu begenmedim. Ayni sekilde hindi fumede sinifta kaldi. Biber dolmasi yine cok guzel bir ic ile hazirlanmisti. Yogurtlu mantar guzeldi. Arnavut cigeri cok iyi bir baslangic oldu. Midemde yer kalsa daha fazla yiyebilirdim. Genelde cok tercih etmedigim serbeti ise basarili buldum. Salatalar da guzeldi.
Gelelim tatlilara. Bir tatli duskunu olan ben olan her tatlinin tadina baktim. Degerlendirecek olursam; cheesecake`i andiran kupler seklinde olan tatliya bayildim. Baklava ve sobiyet fena sayilmazdi. Kadayif sinifta kalirken, visneli revani guzel biur deneme olmus. Sekerpare cok cok iyi idi. Gullac vasat sayilirdi. Ozellikle yapraklar biraz kalindi.
Acik havada planlanan iftar yemegimiz yagmurun azizligine ugrayarak iceride oldu. Zaten ust duzey bir otel olan Ramada`nin dekorasyonu, sandalye masadan tutun da kullandiginiz catal bicaga kadar olan genel kalite anlayisi ve temizligi, calisanlarin musteri ile iliskileri cok iyi idi. Ayni yerde hafta sonlar kahvalti keyfinin de yasanabilecegini soylememk isterim. Ozellikle bahce tarafinda kahvaltinin cok keyifli olabilecegini dusunuyorum.

10.04.2012

Mado, Üstün Deko City AVM, Brunch


Geçtğimiz haftasonu brunc için Eskişehir Yolu 14. Km de yolun hemen sağında yer alan Mado’ya uğradık. Bizi ne kadar zorlayacağını bilsekte bu defa 2.5 yaşındaki oğlumuzda bizimle birlikteydi. Heemen belirteyim Cumartesi ve Pazar günleri mekanda keman, gitar ve vurmalı çalgıdan oluşan bir grup enstrümantel müzik yapıyor ve kahvaltıyı biraz daha renkli hale getiriyorlar. Bu mekan için önemli bir artı. Fakat çok büyük bir eksi ise masa ebatlarıyla ilgili. Eğer 2 kişi olarak gitmişseniz (ki bizim bir de buçuğumuz vardı) yuvarlak ya da dikdörtgen size gösterilenmasalar o kadar küçük ki masaya sığamıyorsunuz. Düşünün brunch’a gitmişsiniz ve kahvaltlıklar kadar, zeytinyağlılar, mezeler, pastalar derken ikinci bir tabağa dahi yer bulmakta çok güçlük çekiyorsunuz.  Biz olayı oturduğumuz koltukların geniş kolçaklarını kullanarak çözdük. Sandalyede olsaydık ne yapardık bilmiyorum.
Mekanla ilgili bilgilere gelince park etme konusunda hiç bir problem yok çünkü sonuçta küçükte olsa bir AVM otoparkındasınız. Mekan 2 katlı, açık büfe kısmı hemen mekanın girişinde yer alıyor fakat oturma bölümlerinin büyük çoğunluğu üst katta yer alıyor. Canlı müzikte bu katta yapılıyor.

Peynir, zeytin çeşitleri yeterli ve kaliteli idiler. Bunun haricinde menemen ve elma dilimli patatesi de beğendi. Hem petek bal, hem de süzme bal vardı fakat bir brunch klasiği bir çok şeye sıra gelmediğinden balların tadına bakamadım. Sanırım kendi yaptıkları açıkta fındık krema vardı ve tadı nutellayı oldukça andırıyordu. Bu konuda kendilerini tebrik ederim. Meze olarak rus salatası, haydari gibi yoğutlu bir çok çeşit vardı ama ben çok başarılı bulmadım doğrusu. Tatlılar konusuna gelirsek, baklava olarak cevizli çeşit sunulmuştu. Çok fena olmamakla birlikte çok üst seviye değildi, eğer Mado’nun cevizli baklavası bu ise ayrıca para vererek almam doğrusu. Tabağı yenilemek için aşağı indiğimde fıstık sarma gördüm ve acaba nasıldır diyerek sadece 2 tane aldım. Çok beğendiğimi söylemeliyim fakat bir sonraki inişimde yoktu. Bence çeşitleri oraya azar azar koymak mekanın hoş olmayan bir taktiğiydi bence. Ben sadece 2 tane alabilirken (sanırım 4-5 tane vardı zaten) bir çok insan hiç göremedi. Yaş pasta ve kuru pastalar için de ortalamaydı diyebilirim.
Çay güzel demlenmişti fakat servisinde ara ara problemler yaşandı ve çaysız kaldığımız anlarda oldu. Ekmek çeşitleri de bence biraz fazla cılız kalmıştı fakat ekmek yemeyi tercih etmediğimden çok sorun olmadı. Çok uğrak bir yerde olmaması ve Üstün Dekocity AVM’nin standart AVM anlayışına sahip dükkanlar barındırmaması buradaki Mado’nun en büyük eksiği.

28.03.2012

La Cuisine, Çukurambar, Brunch

Gectigimiz haftasonu brunch icin Çukurambar'da yer alan La Cuisine'e gittik. Liva'nin tam karsisina Mado'nun acilmasi iyice hareketlenmis olan bolgede La Cuisine'de Ankaralilar'a hizmet vermeye basladi. Gittigimiz her yere goturmeyi adet haline getirdigimiz 2.5 yasindaki oglumuzu ilk defa cikardigi büyük arızalar nedeni ile son dakika karari ile anneannesine birakmak zorunda kaldik. Bu anlamda bizim icin de uzun bir aradan sonra esim ile basbasa gecirdigimiz ilk kahvaltimiz oldu. Brunch'dan bahsedecek olursak bizden gecer not aldi. Peynirler gayet lezzetli ve kaliteli idi. Masaya demlik birakilmamasi biraz kotu ama servis elemanlarinin sayisinin cok olmasi uzun sure caysiz kalmamizi engelledi. Iri siyah zeytini ozellikle cok begendim. Ekmek cesitliligi acisindan biraz zayif buldugum brunch da kuru pasta cesitlerinin de pek olmamasi eksiklikti. Menemen basariliydi ama acik bufenin en iyisi sunulan yas pasta idi. Aynı şekilde portakallı ekleri de çok beğendim fakat çikolatalısı yok muydu yoksa bize mi kalmadı orasını bilemiyorum. Tatlılar konusunda çok iyi bir not alan La Cuisine için bu konudaki eksiklik hiç şerbetli tatlı olmayışı idi. Park yeri konusunda mekanın önünde yer bulamasanız bile cadde boyunca park etme şansınız var. Mekan gayet nezih, hos dekore edilmis, çalısanlar duzgun ve guler yüzlülerdi. Ankaralılar icin Çukurambar bolgesinde yeni bir alternatifin daha olustugunu soyleyebiliriz.

18.03.2012

Urfalı Hacı Mehmet, Ulus-Ankara


Ne zamandir esim Urfali Haci Mehmet'in beytisini ve kunefesini oveuyordu ama bir turlu yolumuzu Ulus'a dusuremiyorduk. Nihayet gecenlerde bir hafta ici avize bakmak icin Ulus'a gittigimizde aksam yemegini de Urfali Haci Mehmet'de yemeye karar verdik.
Aslinda daha cok Ulus esnafina ve o bolgede calisan memurlara hizmet veren Urfali Haci Mehmet Posta Caddesi'nde 3 katli bir binadan olusuyor. Bulundugu kesmekes ortam nedeniyle kendine ait bir park yeri mevcut degil. Menudeki herseyin fiyati piyasaya gore ya ortalama ya da ortalamanin altinda diyebilirim. Calisanlar efendi ve guleryuzlu. Ozellikle hafta ici ogle vakti rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansiz.
Ben beyti, esim ise kusbasili pide soyledi. Gercekten de sohretinin hakkini veriyor. Beytide ki tereyagi lezzeti gercekten enfes. Kubasili pide uzerine kasar eritilerek sunuluyor ve o da harikaydi. Kunefeye gelince acik ara Ankara'nin en iyisi diyemem ama gercekten en iyilerden. Peynir kalitei iyiydi. Ikram olarak getirilen salata ve meze biraz hafif kalsa da fiyatlarin uygunlugunu dusununce onumuze cok pahali restoranlarda konulan cesit cesit mezeleri beklememek lazim. Bence yolunuz Ulus'a dustugunde mutlaka ugrayin derim.

29.02.2012

Shisha Cafe Bistro, Kahvalti

Gectigimiz hafta sonu ailecek klasik Ankara icin hafta sonu duragimiz olan CEPA AVM'ye gitmeden yol ustunde olan Shisha Cafe'ye ugrayarak kahvaltimizi bu sekilde halledelim dedik. Shisha'nin konumundan bahsedecek olursak "Demirkopru" olarak tabir edilen Cetin Emec Bulvari'ndan Yuzuncu Yil'a gelen yol uzerinde gobege cok yakin bir yerde bulunuyor. Park sorunu bulunmuyor, Shisha'nin hemen onune olmasa da yol kenarina park edebiliyorsunuz.
Bizler 2 kahvalti tabagi siparis ettik. Peki bu kahvalti tabagi neler iceriyor. Nutella, beyaz peynir, kaşar peyniri, reçel, siyah zeytin, salam, haslanmis yumurta, sigara böreği, patates kızartması, bal, tereyağ, hellim peyniri, ceviz, domates, salatalık, roka..
Peynirler gayet guzel, hellimde olmasi arti puan. Bence tabakta yesil zeytin de olmaliydi. Sigara boregi ve patates kizartmasi hos, bizim kucuk bey de cok sevdi. Bal, tereyag ve recel ambalajli urun. Minik yuvarlak ekmekler ile birlikte sunuldu. Cay guzel demlenmisti ve bizler icin pratik, guzel bir kahvalti oldu.
Mekanin yeri cok guzel fakat ici cok daha iyi ve modern bir dekorasyona sahip olabilirdi. Biraz salas kaldigini soyleyebilirim. Shisha internet sitesi icin tiklayabilirsiniz.

22.02.2012

Urfa Eyvan Sofrasi, Balgat


Gectigimiz hafta sonu Urfa Eyvan Sofrasi'nin Balgat subesine ugradim. Ne zamandir Ostim Subesinin methini arkadaslardan duyuyordum. Fakat kismet Balgat subesine gitmekmis. Onden gelen mercimek corbasini begendim, sadece tuzuu biraz fazla kacirmislardi. Mezelerden ezmeyi malesef begenmedim, haddinden fazla suluydu ve pek de ezme denilemezdi. Lebeni corbasi ve gelen salata iyiydi. Asil bomba cig koftedeydi, ben oldukca begendim. Aci seven bir insan oldugum icin sorun yasamadim fakat aciyla araniz iyi degilse yemeniz zor olabilir. Ana yemek olarak sarma beyti soyledim. Eti gayet lezizdi fakat yufka biraz sertti. Ortalama bir beyti oldugunu soyleyebilirim. Beyti tabaginda gelen yogurt ve bulgur pilavi ise basariliydi. Fakat aksamin en buyukhayal kirikligi en guvendigim yerden geldi. Malesef kunefe bugune kadar yediklerim arasinda acik ara en kotusuydu. Kullanilan margarinin kokusu o kadar gucluyduku tatliyi bitirmek mumkun olmadi. Ayrica kullanilan peynir de kunefe icin bir o kadar uyumsuzdu.
Mekanin duvar kisimlarinda yer alan minder koltuklu masalarda oturduk. Oturma yeri cok dardi. Oyleki masayi once bir tarafa cektik ve oturduk, sonra diger tarafa cekerek diger grubun oturmasini sagladik. Ayni sikayetin arka masamizdan da geldigini duyduk.

11.02.2012

Bolka Turk Mutfagi


Bugun esim ve bizim kucuk bey ile birlikte Balgat Ziyabey Caddesi uzerinde yer alan Bolka Turk Mutfagina gittik. Balik yemek amacli bu ziyaretimizde ben cipura, esim ise levrek tercih etti. Onden gelen salata gercekten guzel hazirlanmis ve bol malzemeli idi. Ekmek dilim halinde sunuluyor ve 2 farkli cesitti "ki bence ekmek cesidi hic bir zaman 1 tane olmamali". Baliklarin gelmesi biraz uzun surdu diyebilirim fakat bence balik oldugu icin normal karsilanabilir. Tabii gercek deniz levregi ya da cipurasi pek mumkun olmadigi icin beklentinizi ona gore ayarlamalisiniz. Bizce her iki balik da guzel pisirilmisti. Baliklar butun halde sunuldu. Burada farkli musteriler farkli tercihde bulunabilir fakat bence butun olarak sunulmasi daha dogru. Daha ince bir baska mekanda sadece eti sunulan bir balik konusunda acaba yarisini bir musteriye diger yarisini da baska bir musteriye mi servis ediyorlar suphesi uyanmisti. Baliklardan sonra gelen irmik helvasi da guzeldi ve ikram edilen demleme cay ile super gitti. Mekan cok buyuk olmamasina ragmen hos ve guzel dekore edilmis. hafta ici yogunlukla bolgedeki isyerlerine hizmet veren mekan ailece de gidilebilecek bir yer.

22.01.2012

Schlotzsky's, CEPA AVM, Ankara


Dun yine bir Ankara kis rutinini yerine getirmek uzere Cepa AVM'de idik. Gezdik, alisveris yaptik derken haliyle aciktik. Bu defa ortak yemek alanindan biraz uzaklasarak kendimize Schlotzsky's de bir yer bulduk. ilk olarak mekan yerinden bahsedelim. D&R'in biraz ilerisinde, Sinema bilet gisesinin tam karsisinda yer aliyor. Rahat minderlerden olusan guzel bir oturma alanina sahip. Ezogelin corbasi, karisik pizza, Fume tavuk gogus sandvic, elma dilimli patates soyledik. Ezogelin corbasi biraz alisilmisin disinda fakat fena degildi. Komik isim ciddi sandvic  sloganina sahip Schlotzsky's Fume tavuk gogus sandvic gercekten guzeldi. Ana temalari oldugu icin diger sandviclerinin de guzel oldugunu dusunuyorum. Elma dilimli patates guzeldi fakat yaninda gelen mayonez agirlikli sosu pek begenmedim. Bence sade bir ketcap bile daha iyi olabilirdi. Pizza icin ise soyleyeceklerim biraz daha fazla; pizza hamuru cok fazla kalindi (ben normalde kalin hamurlu pizza tercih ederim ama bu biraz fazlaydi) ve daha onemlisi hamur bir pizza hamurundan ziyade pogaca hamuru tadini andiriyordu.  Ayrica pizza uzerinde sogan pek de guzel olmuyormus, bunu ogrendim. Ama bunun haricinde piza malzemeleri gayet bol ve kaliteliydi. Ama ne yazik ki sonucta pizzadan yerken cok keyif almadim.

9.01.2012

Fevzi Hoca Balık Lokantası

Trabzon'daki basarisinin ardından Ankara'ya büyük bir restoran açan Fevzi Hoca’nın mekanı Orman Genel Müdürlüğü lojmanları içerisinde yer alıyor. Zaten açıldığı zaman da mekanın yeri basında tartışmalara yol açmıştı ve Fevzi Hoca’nın Ankara'da restoran açması için kendisine büyük bir kıyak yapıldığı yazılıp çizilmişti. Açıkçası olayın bu tarafı hakkında ne bilgim var ne de blogumuzun bu konuyla ilgisi. Gerçek olan bir şey var ki o da Ankara’nın bir tane daha ciddi bir balık restoranına kavuşmuş olması.
İlk olarak Fevzi Hoca'ya nasıl gideceğimizden bahsetmek gerekir sanırım çünkü pek de öyle herkesin bildiği ya da yolunun ustu olabilecek bir yerde değil. Söğütözü Caddesi üzerinden Atatürk Orman Çiftliğine doğru giderken yol üzerinde sağ tarafta Orman Genel Müdürlüğü Lojmanları’nın kaldığı alanı göreceksiniz. Hemen ilk sağdan dönerek güvenlik görevlisinin olduğu kapıdan Orman Genel Müdürlüğü Lojmanları’na giriyorsunuz. Fevzi Hoca'ya geldiğinizi söylerseniz herhangi bir kimlik gerekmeksizin sizi içeri alıyorlar. Derken Lojmanlar bölgesinin tam ortalarında ağaçların arasında güzel bir yerde Fevzi Hoca’nın mekanını bulabilirsiniz.
Mekan hakkında bilinmesi gereken en önemli ayrıntılardan biri alkol olmaması. Hani öyle “canım da güzel bir rakı balık sofrası çekti” diyerek gideceğiniz balıkçılardan değil. Güzel hoş bir dekorasyonu var. Mekanın sunduğu balıkların günlük olarak Trabzon’dan geldiği söyleniyor. Tabii ki çipura ve levrek her yerde olduğu gibi burada da çiftlik yetiştirmelerinden sunuluyor. Biz gittiğimizde saat 17 civarlarıydı ve henüz akşam yemeği yoğunluğu başlamamıştı. Buna rağmen birisinin gelip de siparişlerimizi sorması için uzunca bir süre bekletildik. Bizim küçük bey de rahat durmadığı için bu durum normalden daha fazla rahatsızlık verdi. Sonrasında da maalesef bahtımıza pek de güler yüzlü olmayan bir garson düştü. Neyse gelelim yemek safhasına, bizim tüm motivasyonumuz barbun yemek üzerineydi fakat daha ilk dakikada barbun olmadığını öğrenince tüm plan alt üst oldu. Eşim mezgit tava ben de çok uzun bir düşünüşten sonra çokta istemeyerek levrek (çiftlik olduğunu bile bile) söyledik. Suratsız garsonumuzun “bu mevsimde zaten barbun olmaz” demesine rağmen tam mekandan ayrılıyorken daha efendi bir garsona sorduğum aynı soruya “av yasağı da olsa barbun olabiliyor, gelmeden önce arayarak öğrenebilirsiniz” şeklinde cevap aldım. Mezgit tava bir tabağı daire şeklindeki diziliş ile doldurmamış ve sanki tabağın bir tarafını biri yemiş gibi bir görüntüdeydi. Bence gerekirse daha küçük tabak kullanmalı ve bu şekilde servis yapmamalılar. Sonuç olarak porsiyonu küçük bulduk. Benim levrek ise normaldi, ama zaten evde kendimiz de levrek ve çipurayı güzel bir şekilde yapabildiğimiz için iştahımı çok kabarttığın söyleyemem. Bunun haricinde ikram olarak gelen mısır ekmeği, kaygana ve tatlı olarak cevizli baklava ile laz böreği gerçekten çok güzeldi. Fiyatlar konusunda normal olduğunu söyleyebilirim. Fırsat bulursam bir kez de garantiye aldıktan sonra barbun yemeye gitmeyi düşünüyorum, o deneyimi de buradan sizlerle paylaşırım. İnternet sayfası için tıklayınız..

18.12.2011

Mangal Sefası, Balgat


Diğer illerde durum nasıl bilmiyorum ama tüm Ankara'da yasayanların da malumu üzere şehrimizde mazisi belki de 3 yıldan daha eskiye gitmeyecek olan bir mangal restaurant furyası var. Mantar gibi türeyen bu mangalcıların ilk çıkış bölgeleri de Balgat semti. Açıkçası tüm bu şubelerin ayakta kalması imkansız, daha az bir ihtimal olsa da belki zamanla insanlar bu konseptten sıkılacak ama ben su an için bu mangalcı furyasından memnunum. Bir kere çok uygun olan fiyatları ile mahalle arası pidecilerden daha iyi bir hizmet sunarak fakir olan insanlarımız için de dışarı çıkabilme imkanı doğdu. Ayni şekilde ailesi başka şehirde olan üniversite öğrencilerine sonrasında bulaşık da bıraktırmayacak :) şekilde et ile beslenme alternatifi oluştu. Burada servis edilen köfte evde yapılana göre daha farklı (muhtemelen harcında ekmek kullanılmadığı için, daha çok İnegöl köfte tarzı) olusundan yine dışarı çıkmak için bir sebep oluyor. Mangal Sefası’nda kilo ile köfte, tavuk servis ediliyor. Ben şimdiye kadar tüm gidişlerimde hep köfte yedim. Köftenin kg fiyatı 32 TL. 500 gr köfte porsiyonuna yaklaşık 18-20 adet köfte geliyor. bu da 2 kişiyi doyurmak için yeterli bir miktar. Önden ikram olarak yeşil biber tursusu ve antep ezme geliyor. Köftenizi beklerken acili ikramlar açlığınızı bir derece daha artırıyor. Mangal Sefası’nın (ve bu hizmeti veren diğer mekanların) bir diğer güzelliği de çok uygun fiyata litre olarak kola ya da ayran servisleri. Açıkçası bu size bir kutu kola ya da ayranın yetmeyeceği durumlarda oldukça avantajlı bir teklif çünkü ayran ya da kola fark etmeksizin litre fiyatları sadece 3.75 TL. Mangal Sefası kendisi ile ayni sırada yer alan diğer mangalcılara göre biraz daha hoş ve güzel bir mekana sahip. Alt katında çocuklar için de bir oyun alanı mevcut. Daha güzel bir dekorasyona sahip ve aracınızı park etme derdinden sizi kurtaran vale hizmetleri de mevcut. Tatlı konusunda ise tek seçenek kaymaklı ekmek kadayıfı ki bu maalesef bana pek uymayan bir tatlı. İnternet sayfası için tıklayınız..

16.12.2011

Piano Plus, Bu defa Eğlence...


Daha önce Piano Plus’a eşimle birlikte bir hafta içi akşam yemeği için gidişimizi yine bu sayfada anlatmıştım. O yazıyı okumak isterseniz buraya tıklayabilirsiniz. Geçtiğimiz hafta sonu ise arkadaşlarla birlikte 25-30 kişilik kalabalık bir grup olarak eğlenmeye gittik ve şimdi Piano Plus’ı bir de bu yönüyle anlatmaya çalışacağım. Öncelikle değinmek gerekirse hafta içi bir gitaristin çalması ve söylemesine dayalı bir müzik oluyordu. Haliyle çok kalabalık olmuyor ve bu da psikolojik olarak “madem yemeklerimizi de bitirdik e hadi o zaman yavaştan eve doğru yol alalım” durumuna yöneliyordu. Artıları da yok değil tabi, eğer bu bir iş yemeği, ya da bir sohbet ortamına ihtiyacınız varken ama o kadar da kuru olmasın derseniz bu tek gitar ya da piyano tam istediğiniz konsepti teşkil edebilir. Gel gelelim hafta sonuna, bir defa rezervasyon yaptırmamışsanız boş masa bulurum umudu ile şansınızı denemeye kalkmayın. Hafta sonları Piano’da “Kırık Plak” isimli bir grup sahne alıyor. Benim bulunduğum geceki işleyişi anlatacak olursam saat 8 gibi sahne alan grup yaklaşık 1 saat kadar enstrümantal müzik yapıyor. Daha çok eskilerden ve hafif müzik tadında ilerleyen bu sürenin ardından grubun solisti de olaya dahil oluyor. Kırık Plak gerçekten de çok yetenekli müzisyenlerden oluşan bir grup. Özellikle bir elemanları var ki piyano, gitar ve trompet olmak üzere 3 enstrümanı da hakkını vererek çaldığını söyleyebilirim. Diğer elamanların da aşağı kalır bir yanı yok. Grubun solisti sahnesine gerçekten çok hakim. Misafirler ile çok iyi bir diyalog ortamı kurarken söylenen şarkılara onları da eşlik ettirmesini ve böylece herkesin eğlenmesini sağlamayı iyi biliyor. Ses olarak ta gayet başarılı buldum. Gerek Türkçe gerekse İngilizce şarkıları güzel yorumluyor. Kısacası “Kırık Plak” işini profesyonelce yapan müzisyenlerden oluşmuş, kaliteli bir grup. Masalardan yemekler kalktıktan sonra gecenin de ilerleyen saatleri ile birlikte eğlencenin dozunu şarkılarla bir vites daha artırıyorlar. Mönü ve yemekler konusuna gelirsek, bizler kalabalık bir grup olarak gittiğimiz için öncesinden fix mönü anlaşması yapmıştık. Normalde böyle bir fix mönü uygulamaları var mı bilmiyorum. Buna göre ordövr tabağı+ara sıcak+ana yemek+3 adet alkollü ya da alkolsüz içki ve meyve tabağı için kişi başı 60 TL ödedik. Ordövr tabağına bir açıklamaya gerek olduğunu sanmıyorum. Ara sıcak olarak paçanga böreği geldi ki gerçekten çok güzeldi ve sıcak servis edilmesi de lezzetini bir kat daha artırdı. Yemek olarak karışık ızgara geldi (ki bu tip eğlence yerlerinde yemekten çok da fazla bir şey beklemezsiniz) ve masadaki herkesin beğenisini kazandı. Mönü incelendiğinde bizim fix mönü için ödediğimiz ücretin ne eksik ne de fazla olduğunu düşünüyorum. Yani eşinizle, sevilinizle, arkadaşınızla gittiğinizde de yeyip içtiğinize göre daha az ya da daha pahalı bir hesap ödemeniz mümkün.

12.12.2011

Kuki+ (Kahvaltı)


Geçtiğimiz Cumartesi sabahı bizim 2 yaşındaki küçük bey bizleri erkenden uyandırdı. Uykunun o müthiş cazibesine rağmen küçük bey’in hışmı ağır bastı ve mecburen kendimizi yorganın dışında buluverdik. Planda olmayan bu hafta sonu erken kalkış sonrasında eşim ve ben hemen bir plan yaparak kahvaltı için Çankaya Filistin Sokak’ta bulunan Kuki+’ın yoluna koyulduk. İlk olarak park durumundan bahsedeyim. Kuki+’ın önünde oraya özel ayrılmış bir park alanı yok. Yolun karşısına park etme şansınız var ama tabi yer bulabilirseniz. Biz günün erken saatleri nedeniyle şanslıydık ve aracımızı mekanın hemen karşısına park edebildik. Mekan bahçe ve salon olmak üzere çok farklı ve nezih olduğunu hissettirir şık bir dekorasyona sahip. Daha kapıdan girer girmez şef kıyafeti giymiş bir adamın kendisini çevreleyen geniş bir U masanın ortasından masada oturanlara öğretmen misali bir şeyler anlattığına tanık olduk. Çok geçmeden anladık ki aslında bu bir “pasta yapma/süsleme kursu”. Açıkçası bu olay bile farklı ve güzel bir atmosferin oluşmasına yardımcı olmuş. Eğer yakınlarına oturursanız kulak kabartıp dinleme, izleme şansınız da var. Kahvaltınızı beklerken ya da sonrasında çay/kahve keyfi yaparken keyifle okuyabileceğiniz dergileri mekanın bir köşesinde dizili halde sizleri bekliyor. İnanın bu çok büyük bir keyif fakat bir hevesle kaptığım otomobil dergisi benim okumamdan çok, “bak bu sarı araba benim olsun, şu kırmızı da senin” şeklindeki diyaloglarla bizim ufaklığı oyalama işlevi gördü. Kahvaltıya gelecek olursak, çift kişi için geniş bir tahta tepsi de peynir çeşitleri, zeytinyağı içerisinde siyah ve yeşil zeytinler, içinde soyulmuş bademler olan güzel bir bal tabağı, gözleme, bazlama, sosis ve patates kızartması, chery domates, salatalık ve çok güzel bir ceviz reçeli geliyor. Miktarlar gayet yeterli. Peynir çeşitleri içerisinde kötü yok. Çayı da güzel demlemişler. Yani sizin anlayacağınız harika bir hafta sonu kahvaltı keyfi yaşayabiliyorsunuz. Haa az daha unutacaktım, benim pek aram yoktur ama görüntüsü ve lezzeti (eşimin dediğine göre) ile de çok güzel sahanda yumurta da geliyor. Bu güzel kahvaltının bedeli ise belki biraz pahalı, kişi başı 22 TL. Kuki+ internet sayfası için buraya tıklayınız.

6.12.2011

Liva Pastanesi, Çukurambar

Siz ne düşünüyorsunuz bilmiyorum ama bence Ankara’da ki Liva Pastanelerinin en iyisi Çukurambar şubesi diyebilirim. Zaten yıllar önce başlattığı pastane+yemek+brunch+çay saati kombinasyonunun çok iyi iş yapması nedeniyle geçtiğimiz yıl hemen karşısına MADO, biraz aşağısına ise pelit açıldı.
İlk olarak Liva’nın konumundan bahsedelim. Cadde üzerinde çok iyi bir yer tutmuş ve yan tarafında otopark olarak kullandıkları oldukça geniş bir alan mevcut. Aracınızla liva’nın önüne geldiğinizde sizi karşılayan valeler mevcut. Mekan 2 katlı ve oldukça geniş de bir açık alana sahip. Üst kat cam kenarlarının güzel de bir cadde manzarası var. Giriş bölümü aynı zamanda pastane alanı ve insanın ağzını sulandıracak harika görünümlü tatlılar, pastalar göz önünde. Benim gözlemlerime göre giriş katı daha kalabalık, üst kat ise daha sakin. Oturma alanları gayet hoş dekore edilmiş. Pasta ve tatlı konusunda kendisini kanıtlamış olan Liva, et konusunda da leziz ve güzel yemekler sunuyor. Karışık ızgara, fajita, tavuk şinitzel önerebileceklerim arasında. Canını istediğinde güzel karışık kumpirlerini de deneyebilirsiniz. Çok kalabalık olduğunda servis hızı biraz sekteye uğruyor. Ben henüz gitme fırsatı bulamadım fakat arkadaşlardan edindiğim bilgi brunch konusunda da iyi oldukları. Fiyatlar çok ucuz değil ama öyle gözünüzü korkutacak kadar pahalı da sayılmaz. Tabi bunu söylerken Ankara geneline göre değerlendirmeye çalışıyorum.. Mado ve Pelit ile o bölgeye rekabet gelmiş olması biz musteriler icin cok sevindirici bir gelisme.Liva internet sayfasi icin tiklayiniz.

2.12.2011

Pizza Pizza


Öğrencilik yıllarımda İzmir’de tanışmıştım Pizza Pizza ile. Zaten ilk şubelerini de 1995 yılında İzmir Alsancak’ta açmışlar. İşte bundan sonrası tam bir başarı öyküsü. Çünkü İzmir Alsancak’ta, Ankara Kızılay’da ya da İstanbul Taksim’de açılan onlarca yüzlerce dükkan vardır. Dikiş tutturamayıp ta kapananlar zaten söz konusu değil fakat hadi gerçekten kazanan ve isim yapanları ele alalım. Bunlardan kaç tanesi şu anda tüm Türkiye’ye bir servis ağı genişletecek duruma gelebilmiştir. İşte Pizza Pizza’nın başarısı da tam bu noktan hareketle başlıyor. 1998 yılında cep harçlığımı çıkarmak için Alsancak’ta oturan zengin bir ailenin çocuğuna (yabancı bir aile fakat kökleri İzmir’e ait, Türkçe konuşulan bir ev ortamı) özel ders veriyordum. Yemek olayını da bazen ders öncesi, bazen ders sonrası (çoğunlukla da hem önce hem sonra J tam bir pizza bağımlısı olmuştum ve daha iyi bir alternatifte yoktu zaten) Kıbrıs Şehitleri Cad. de pizza ile hallediyordum. Tam da o yıl Kıbrıs Şehitleri’nde ilk şubesini açmış olan Pasaport Pizza (bir rivayete göre Pizza Pizza’dan koptuğu söylenir) Pizza Pizza ile ciddi bir rekabete girmişti ve Combo (Parça Pizza, patates, kola) mönülerinin fiyatları her iki pizzacıda da inanılmaz ucuzlamıştı. Öyle ki öğrencilik yıllarımda kaldığım Hoca Ahmet Yesevi Yurdu’nun (Buca) öğrenciye acımayan insafsız yemekhanesinin, en kötü ve adi malzemeleri kullanarak verdiği yemeğin yarı fiyatı belki daha da azına inmişti. Zaten biraz da bu sayede 2 saat verdiğim dersin hem öncesi hem sonrası pir Pizza Pizza, bir Pasaport Pizza’ya oturup bir üniversite öğrencisinin yapabileceği en iyi ziyafetin tadını çıkarabiliyordum. Pasaport Pizza’nın Pizza Pizza’dan kopma rivayeti sanırım doğru, çünkü pizza kaliteleri neredeyse aynıydı, biri ötekine tercih etmek çok zordu. Zaten bu da Pizza Pizza’nın Türkiye’ye Pasaport Pizza’dan daha hızlı yayılmasını ciddi bir başarı sayabileceğimiz durum analizlerinden biridir. Şu anda nasıldır bilmiyorum ama o zaman nereyse müşterinin 99% u parça pizzanın bulunduğu combo ya da buna ilave olarak sunulan “chicken nuggets” ların olduğu mönüyü tercih ederdi. O nedenle ne yalan söyleyeyim diğer çeşit pizzalar hakkında çok sağlıklı bir bilgiye sahip değilim. Parça pizza mantar, kaşar ve sosis den oluşuyor ve kalın pizza hamuru kullanılıyordu. Yoğun kalori ihtiyacı hisseden öğrenciler olarak üzerine bol ketçap ve mayonez kullanırdık. Uzun bir süre masalarda hardal da bulundurdular fakat talep olmayınca sonrasında kaldırılmıştı. Benim en sevdiğim olaylardan biri de yoğun acı sos dökerek daha keskin bir tat sağlamaktı. Hala masalarda acı sos bulunduruyorlar mıdır bilmiyorum. Çünkü o zaman ki mönü fiyatlarına göre pahalı bir kalem olduğunu söyleyebilirim. O zamanlar Kıbrıs Şehitleri’nde Pizza Pizza’nın 2, Pasaport Pizza’nın ise 1 şubesi vardı. Pasaport Cadde’nin sonlarına doğru yer alıyordu ve bu inanılmaz rekabet de ona yakın olan Pizza Pizza şubesi ile yaşanıyordu. O yüzden biz hiç üşenmez, Cadde’nin sonuna kadar yürürdük. Bundan sonra pizza Pizza İzmir içerisinde şubelerini çok hızlı artırmaya başladı. Bornova, Buca, Hatay, Alsancak’ın diğer bölgeleri derken bir ağ gibi kapladılar. Pasapor Pizza’da İzmir’i düşünecek olursak bir adım geriden takip ediyordu fakat olay zaten İzmir sınırlarının dışına çıkıldığında yaşandı. Pizza Pizza önce Ege’ye , sonra Akdeniz’in tatil yörelerine derken hızlı bir yayılma gösterdi. Daha yacvaş olsa da Pasaport Pizza’da buna ayak uydurmaya çalışıyor. Yanlışsam bağışlayın fakat hala Ankara’da bir Pasaport şubesi yok. Pizza Pizza ise başarılı başarısız denemelerinden sonra varlığını koruyor. Bence pizza severler her ikisine de büyük bir teşekkür borçlu çünkü hem bu lezzetin yayılmasında Pizza Hut, Dominos gibi yabancı rakiplerinden daha büyük bir katkı sundular, hem de pizza yemenin maddi değerini gerçekten aşağı çektiler. Bunu haricinde yapmak istediğim bir eleştiri ise hızlı büyürken kontrolün tam sağlanamadığı anlar da oldu. Benim için bir alışkanlık ve eskiyi hatırlamaya dönüşen Pizza Pizza’da yemek, çok kötü şubelerin ve İzmir’deki ile uzak yakın alakası olmayan pizzaların önüme gelmesine de yol açtı. Özellikle Denizli’deki bir Pizza Pizza’da hayatımın en kötü combo mönüsü önüme getirilmişti. Yine Ankara Kızılay şubesinde bir memnun ayrılırsam bir hayal kırıklığı yaşıyordum. Bir diğeri Eskişehi Pasaport Pizza'da yediğim kombo (bir rivayet; Pizza Pizza combo ismini Pasaport Pizza'nın kullanmasını yasaklatmıştı) mönüden yine hayal kırıklığı ile ayrılıyordum. Bunlar da düzeltilirse işte o zaman tam bir başarı gerçekleşmiş olacaktır.
Pizza Pizza için buradan, Pasaport Pizza için şuradan buyrunuz..
 

30.11.2011

Şanlı Ciğer

Emek’te Bişkek Caddesi ( eski 8. Cadde) üzerinde yer alan Şanlı Ciğer güzel oturma yerlerine sahip. Çok büyük olmayan mekanda 4-5 basamkalı bir merdiven ile yarısı daha yüksek bir platformda kalacak ve bu kısmın alt tarafı da mutfak ve lavabolar için ayrılmış şekilde bir alana sahip. Önden gelen antep ezme ortalama bir kalite tutturmuş diyebiliriz. Lavaş olabildiğince ince açılmış ve güzel pişirilmiş. Fakat 2 kişi oturmuşken 1 lavaş gelmesi çok hoş değil. İstediğinizde tabiki bir ikincisi hatta üçüncüsü gelecektir ama artık bunların bir müşteri isteğinden bir servis rutinine dönmesi gerekir diye düşünüyorum. Ben beyti kebap eşim ise karışık pide istemiştik. Pideyi gerçekten başarılı buldum. Malzemesi de gayet iyi seçilmişti. Beyti için kullanılan et de lezzetliydi fakat damağım beni yanıltmadıysa sıvı yağ (muhtemelen ayçiçek) kullanılarak hazırlanmış. Ve haliyle bu lezzet konusunda bir dezavantaj oluşturmuş. Bu önemli ayrıntı haricinde bir problem yoktu. Garson ile yaptığım konuşmadan ilginç de bir bilgi aldım. Şanlı Ciğer, Şanlı Edessa ve 63 Edessa bir zamanlar kardeşlerin işlettiği (sanırım Şanlı Edessa adı altında olsa gerek fakat o kısmından çok emin değilim) ortak restoranlarmış. Fakat sonra kopmalar yaşanmış. Eski yazımdan okumuşsanız hatırlarsınız, şu an için Şanlı Edessa açık ara önde. Sadece bu 3 restoran arasında değil Ankara’nın en iyilerinden olduğunu düşünüyorum. Fiyatlar konusuna gelirsek  bence hesaplı, beyti için mönü fiyatı 14 TL, karışık pide için ise 11 TL idi. Kola 3, ayran (büyük) ise 2,5 TL.  E tabi bu arada adı Şanlı Ciğer olan bu mekanda esasen ciğerin lezzet ve kalitesini konuşmak lazım, kısmetse o da başka bir sefere.

29.11.2011

Kavaklıdere KavClub, Ankara

Akyurt Kavaklıdere şarap üretim tesisleri bünyesinde konuşlu KavClub’ın çok güzel bir manzarası var. Bulunduğu hakim tepe nedeni ile çevresindeki bahçe, ağaçlık alan ve çok olmasa da serpiştirilmiş şekilde yeşil alanlar yemeğinizi yerken sizlere rahatlatıcı bir görüntü sunuyor. Açık alanda bir masada oturmuşsanız (ki soğuk, yağmur, kar gibi ciddi bir engel yok ise öyle yapın) özellikle yaz aylarında esen hafif rüzgar sanki dağda piknikteymişsiniz gibi bir atmosfer yaratıyor. Restoranın hemen yanında açık yüzme havuzu daha bulunuyor ve özellikle yaz aylarında Ankaralılara havuzda serinleme imkanı da sunuyor. Hatta arkadaşlarla toplanıp önce basketbol oynadıktan sonra kendinizi havuza atabilir, sağlam bir sporun üzerine de (ki iyice acıktığınızı düşünüyoruz) restoranda oturup güzel bir yemek ziyafeti yapabilirsiniz. KavClub mönüsünde steak den tutun pizzaya, tavuk etinden değişik makarnalara kadar bir çok alternatif mevcut. Bir Kavaklıdere işletmesi olduğu için de ne söylerseniz söyleyin önden küçük bir kadeh şarap ikram ediliyor. Ankara’nın kalabalık atmosferinden bunaldığınızda gelebileceğiniz bir mekan fakat şehre çok yakın değil. Şehir merkezinden hemen hemen 30-35 km uzaklıkta. Havaalanına giderken Ülker fabrikasının bulunduğu yerden Çankırı yoluna dönüyorsunuz ve yaklaşık bir 7-8 Km sonrasında sağ tarafta bulunuyor. Fiyatlar için hemen hemen şehirdeki muadilleri ile aynı diyebiliriz.
İnternet sitesi için tıklayınız..

28.11.2011

Konyalı Hacı Usta, Ankara



Malum Ankara’da Konya mutfağından lezzetler sunan bir çok farklı isim altında mekanlar mevcut. Farklı kalitelerde hizmet sunan bu mekanlardan oluşan geniş yelpazede Konyalı Hacı Usta’nın iyi bir yeri olduğunu söyleyebiliriz. Ben zaman zaman Cevizlidere şubesine gitme şansı buluyorum. Özellikle etli ekmek ve bıçak arası tam da olması gerektiği gibi, Konya’daki orijinalinden farksız. Hiç bilmeyenler için belirtelim, normal pideye göre eni çok daha ince ve uzunca olan etli ekmek tabak yerine uzun bir tahta üzerinde ikram ediliyor. Bilirsiniz Konya mutfağında yağ önemli bir yer tutar. Çok uzun sunulan etli ekmeğin bir köşesinden başlarsınız ve siz diğer uca yetişemeden soğuma nedeniyle yağda katılaşma başlar. Bu nedenle küçük bir tavsiye; eğer mekana 2 kişi gitmişseniz garsondan rica edin, önce gelen bir taneyi 2 kişi 2 farklı uçtan başlayarak bitirin ve hemen akabinde diğeri gelsin. Böylece soğutmadan ve lezzet kaybı yaşamadan afiyetle yiyebilirsiniz. Eğer tek başınıza gidecekseniz hızlı yemekten başka çareniz yok. Ama dikkat edin midenizi yormayın ;)

22.11.2011

Suchico


Bu yazımızda uzak doğu lokantası konusunda ülkemiz için geçmişteki bazı bireysel başarısız denemelerin ardından ciddi bir franchise sistemi ve çok sayıda şube ile bu işe girişmiş bir başarı öyküsü var. Adı da: Suchico.. ilk olarak 1997 yılında boy gösteren Suchico’nun şu anda 3 büyük İstanbul, Ankara, İzmir’in yanı sıra Antalya ve kıbrıs’ta da şubeleri bulunmakta. Ben Ankara GOP şubesine eşim ile birlikte gitmiştim. Arjantin ve nenehatun Caddelerinin arasında kalan Attar Sokak’ta yer alıyor. Biraz kuytu köşede kalmış bir havası var, fakat hem iç hem dış alana sahip güzel bir mekan hazırlamışlar. Biz dışarıda oturmayı tercih etmiştik. Şimdi AVM’ler de açılan şubeler ile Suchico’ya ulaşım çok daha kolay oldu. Ayrıca bildiğim kadarıyla paket uygulaması da mevcut. Uzak doğu yemeklerini sevenlerin düşledikleri Çin, Japon ve Tai yemeklerini gerçek kalitede bulabilecekleri harika bir zincir Suchico tarafından oluşturulmuş durumda ve hızla büyüyor. En son İstinye’de bir şube açıldı. Acılı ekşili çorbayı bu tarzı sevenlere önerebilirim. Tabi acı konusunda hassasiyetiniz varsa bunu kesinlikle göz önünde bulundurmalısınız. Başlangıç favorilerim arasında tabii ki Çin böreği ve çıtır levrek, karides köfte ya da susamlı tavuk olabilir. Nedense salataları çok sevebileceğimi sanmadığımdan denemedim. Tavuk ve dana etinde bir çok seçenek mevcut. Fakat nedense Suchico benim zihnimde daha çok deniz mahsulleri ile örtüşen bir konsept oluşturmuş. Tatlı ekşi soslu karides güzel, çok farklı bir tat önyargısı olanlara zencefilli çıtır levrek olabilir. Suchi rolls olarak da bence California. İnternet sayfası için tıklayınız..

17.11.2011

Bursa İshakbey İskender, CEPA


Ankara Kentpark AVM’nin yemek katında yer alan Bursa İshakbey, sıralı dizilmiş yemek mekanlarından uzakta ve ayrı bir yerde konumlandırılmış. Kendi masa grubu ile hizmet veriyor. Daha çok iskender sevenlerin tercih ettiği mekanda farklı köfte ve tavuk menüleri de mevcut. Ama tabii ki mekan devamlılığını İskender konusundaki başarı çıtasına göre belirlemek zorunda. Bugüne kadar 2 kez Bursa İshakbey’de İskender yedim. Ve bu işin hakkını verdiklerini söyleyebilirim. Eğer çok büyük bir beklenti yapmazsanız ve canınız çok çektiyse künefe de isteyebilirsiniz. Aslında künefeleri pişirilme konusunda gayet usta ellerden çıktığını her yönüyle hissettiriyor. Fakat işte en can alıcı nokta olan kullanılan peynir kalitesi biraz vasat. Oturma yerleri güzel, servis hızlı, çalışanlar güler yüzlü. Daha önce Karacaoğlu hemen Kentpark’ın yanında yer alan ve görece daha çok ziyaretçiyi ağırlayan Cepa AVM’nin yemek katında daha iyi bir yerde konuşlanmış olmasına rağmen bilmediğim sebeplerden kapatmak zorunda kalmıştılar. Umarım Bursa İshakbey kalıcı olmayı başarır. Restoranın İstanbul ve Aksaray’da da şubeleri mevcut. İnternet sayfası için tıklayınız.