20.08.2012

Ege Sefasi (iftar yemegi)

Ramazan`in son gunlerinde arkadaslarla iftar yemegi icin Ege Sefa`sina gitmistik. Her birimiz icin de bu mekanda ilk bulunusumuzdu. Mekan cok guzel dekore edilmis, konum olarakta guzel bir yerde. Normal zamanlarda asindan da anlasilacagi uzere Ege havalari estirmeye amacli mekanda guzel yunan muzikleri calindigini soyleyebilirim. Tabi iftar sebebiyle bu cok uzun surmedi. Orucun acilmasi ve corbalarin yudumlanmasini muteakip fasil gurubu sazi eline aldi.
Menude yer alanlari degerlendirecek olursak, corba icin idare eder diyebiliriz. Bilmiyorum belki de o kadar ac olmasam hic icmeyebilirdim. Onumuze konulan iftariyelik cok ama cok zayifti. Hic kimsenin tenezul etmeyecegi kadar kalitesiz gorunumlu hurma muhtemelen ya cope gidiyor ya da bir kurtaricinin kendilerini yemelerini bekliyor. Salata icin ise gercekten guzeldi diyebilirim. Devaminda gelen sigara borekleri ve patates kizartmasi ise olabilecegi kadar iyi. Asil bomba ise ana yemekte patliyor. Secmeli olarak tsvuk ya da kirmizi et secmeli olarak lanse edilen yemek icin garsona secimlerimizi sorup sormayacagini sordugumuzda tabakta ikisine de yer verilecegini ogreniyoruz. Neyse ki gelenler kotu degil, idare eder. Ayran isteyen arkadasimiza istegi bardakta sunuldu (hala boyle seyler yapanlar var demek ki) sukur biz kola isteyenler sansliydik. Son olarak tatlidan bahsedecek olursak tam bir felaketti. Cok zorlama bir tane yiyebildim. Tam olarak ne tatlisi oldugunu da anlayamadigim serbetligillerden birseydi.
Tum bunlar icin odedegimiz 24 TL az gibi gorunse de soyle tatlisi tuzlusu guzel, gercekten secim hakkinizin oldugu bir yemege 40 TL vermekle bence daha ucuz bir hizmet almis sayilirsiniz. En guzel notu mekan dekorasyonuna ve temizligine verebilirim.
Az daha unutuyordum, gecenin en kotu surprizi ise cok uzun suren aclik ve susuzlugunuzu gidermeye calisirken fasil grubunun masa masa dolasarak para toplamaya calismasi. Iftar yemeginde bari yapmayin diyesi geliyor insanin..

12.08.2012

Ramada Plaza (iftar yemegi)


Normal zamanda cok iyi olarak nitelendirdigimiz bir cok mekan Ramazan ayinin kalabaligi ve her masaya ayni dakikalarda servisi beceremediginden kalite anlaminda buyuk dusus yasar. O nedenle iftar saatini iple cekerken bile cogu zaman kendi evimde olmayi tercih ederim. Fakat tabii ki bu isi kotaran yerler de yok degil. Misal dun aksam Ramada Plaza Otel`de iftar yemegine gittik.
Bir defa hersey dahil otellerdeki gibi bir acik bufe alani kuran Ramada Plaza insanlara ayni anda duzgun servis problemini ortadan kaldirmis. Mekan gorevlileri yalnizca corba servisini yapiyor. Geri kalan herseyi siz gidip kendiniz aliyorsunuz. Burada da akla uzun kuyruklar olusur mu acaba geliyor. Guzel bir servis alani ile boyle bir problemin de onune gecilmis.
Gelelim yemeklerin degerlendirmesine. Corbamiz ezogelindi ve cok basarili idi. Olan herseyden yemem mumkun degildi fakat tattiklarimdan bahsedersem yaprak sarmaya bayildim. Tavuk sis ve dana sote cok guzeldi. Humusa bayilirim, hatta bu sitede kendi yaptigimiz humus tarifini belki de okumussunuzdur fakat humusu begenmedim. Ayni sekilde hindi fumede sinifta kaldi. Biber dolmasi yine cok guzel bir ic ile hazirlanmisti. Yogurtlu mantar guzeldi. Arnavut cigeri cok iyi bir baslangic oldu. Midemde yer kalsa daha fazla yiyebilirdim. Genelde cok tercih etmedigim serbeti ise basarili buldum. Salatalar da guzeldi.
Gelelim tatlilara. Bir tatli duskunu olan ben olan her tatlinin tadina baktim. Degerlendirecek olursam; cheesecake`i andiran kupler seklinde olan tatliya bayildim. Baklava ve sobiyet fena sayilmazdi. Kadayif sinifta kalirken, visneli revani guzel biur deneme olmus. Sekerpare cok cok iyi idi. Gullac vasat sayilirdi. Ozellikle yapraklar biraz kalindi.
Acik havada planlanan iftar yemegimiz yagmurun azizligine ugrayarak iceride oldu. Zaten ust duzey bir otel olan Ramada`nin dekorasyonu, sandalye masadan tutun da kullandiginiz catal bicaga kadar olan genel kalite anlayisi ve temizligi, calisanlarin musteri ile iliskileri cok iyi idi. Ayni yerde hafta sonlar kahvalti keyfinin de yasanabilecegini soylememk isterim. Ozellikle bahce tarafinda kahvaltinin cok keyifli olabilecegini dusunuyorum.

26.04.2012

konuşu-yorum: Pekmezdeki Tehlike!

2.5 yaşındaki oğlumuza uzun bir süreden beridir hemen hemen her gün bir kaç tatlı kaşığı pekmez yediriyoruz. Böyle davranmakla da  sağlık adına çok doğru bir hareket yaptığımızı düşünüyorduk. Ta ki geçenlerde Ntvmsnbc’nin sağlık köşesinde okuduğum bir yazıya kadar.
Yazının can alıcı noktasından bahsedecek olursam pekmez içerisinde bulunan bir kanserojen maddeden bahsediyor. Bu maddenin kısa adı (uzununu araştırmadım) HMF ve ısı ile miktarı artan bir madde. Yazıda yapılan vurgu da pekmez yapılış aşamasında çok yüksek ısılarda kaynatılırsa bu maddenin kanserojen etki yapabilecek miktarlarda açığa çıktığı. Bu nedenle pekmez çok düşük ısılarda uzun süre kaynatılarak yapılmalı imiş. Ve bu yazıyı hazırlayanlara bir özel teşekkürümü de pekmezin saklama koşullarına ilişkin cahilliğimi giderdikleri için etmek isterim. Biz pekmez kavanozunu mutfak dolabında oda sıcaklığı koşullarında saklıyorduk. Oysa pekmez buzdolabında, serin ortamda muhafaza edilmeliymiş. Nedeni ise yine aynı, HMF maddesinin zamanla miktarının yükselmemesi için.
Açık söylemek gerekirse bu bilgileri edindikten sonra endişeye kapıldım ve çocuğun biten pekmezini yenilemeyi bile geciktirdim. Sonra da bir gün bir hipermarkette farklı pekmez markalarının üzerlerinde bu konuya ilişkin bir göz attım.
Tümünde Türk Gıda Kodeksine uygundur yazıyor ama Türk Gıda Kodeksinin bu konudaki standardı nedir bilemediğimden bu bilgi çok da bir şey ifade etmiyor. Bir kere en azından mevcut HMF değerleri kavanoz üzerinde neden yazmıyor bunu anlamak mümkün değil. Açıkçası helva konusundaki geçmiş ve ismini de düşünecek olursak kafamdaki “en olur” marka Koska idi ve şu ana kadar da hep onu kullandık. Fakat Koska’nın üzerinde kaynatma usulüne ilişkin de bir bilgi yoktu. Diğer markalar olan Uzungil ve Seğmen’de de böyle bir bilgiye rastlayamadım. Tam o sırada Tariş pekmezin fiyatının diğerlerinin 2 katı olduğunu gördüm ve acaba diyerek hemen kavanoz üzerindeki yazıları taramaya başladım. Hatırladığım kadarıyla üzerinde “Yöresel usullere göre buhar altında kaynatılmıştır. Zamanla HMF değeri yükselebilir. Buzdolabında saklayınız.” yazıyordu. Açıkçası hala emin değilim fakat daha uzun sürede kaynatıyorsa daha az üretir, daha az üretirse daha pahalıya satmak zorunda kalır mantığından ve üzerinde yazan ifadelerden dolayı biraz rahatladım. Sakın yanlış anlaşılmasın burada herhangi bir markayı ön plana çıkartmak istemiyorum. Sadece bu konudaki endişemi sizinle paylaşmak ve belki ilgili birileri de bu yazıyı okurlarsa doğrudan sağlığımızı tehdit edebilecek bu konuda bir düzenleme yapmalarını tetiklemek istiyorum. Hatta pekmez firmalarından bu konuda bir bilgilendirme, misal Koska ben de pekmezimi yaparken düşük ısı altında kaynatıyorum diyorsa kavanozuna bu bilgiyi eklemesi gibi bizleri bilgilendirecek ve rahatlatacak durumlara yol açmak isterim.

10.04.2012

Mado, Üstün Deko City AVM, Brunch


Geçtğimiz haftasonu brunc için Eskişehir Yolu 14. Km de yolun hemen sağında yer alan Mado’ya uğradık. Bizi ne kadar zorlayacağını bilsekte bu defa 2.5 yaşındaki oğlumuzda bizimle birlikteydi. Heemen belirteyim Cumartesi ve Pazar günleri mekanda keman, gitar ve vurmalı çalgıdan oluşan bir grup enstrümantel müzik yapıyor ve kahvaltıyı biraz daha renkli hale getiriyorlar. Bu mekan için önemli bir artı. Fakat çok büyük bir eksi ise masa ebatlarıyla ilgili. Eğer 2 kişi olarak gitmişseniz (ki bizim bir de buçuğumuz vardı) yuvarlak ya da dikdörtgen size gösterilenmasalar o kadar küçük ki masaya sığamıyorsunuz. Düşünün brunch’a gitmişsiniz ve kahvaltlıklar kadar, zeytinyağlılar, mezeler, pastalar derken ikinci bir tabağa dahi yer bulmakta çok güçlük çekiyorsunuz.  Biz olayı oturduğumuz koltukların geniş kolçaklarını kullanarak çözdük. Sandalyede olsaydık ne yapardık bilmiyorum.
Mekanla ilgili bilgilere gelince park etme konusunda hiç bir problem yok çünkü sonuçta küçükte olsa bir AVM otoparkındasınız. Mekan 2 katlı, açık büfe kısmı hemen mekanın girişinde yer alıyor fakat oturma bölümlerinin büyük çoğunluğu üst katta yer alıyor. Canlı müzikte bu katta yapılıyor.

Peynir, zeytin çeşitleri yeterli ve kaliteli idiler. Bunun haricinde menemen ve elma dilimli patatesi de beğendi. Hem petek bal, hem de süzme bal vardı fakat bir brunch klasiği bir çok şeye sıra gelmediğinden balların tadına bakamadım. Sanırım kendi yaptıkları açıkta fındık krema vardı ve tadı nutellayı oldukça andırıyordu. Bu konuda kendilerini tebrik ederim. Meze olarak rus salatası, haydari gibi yoğutlu bir çok çeşit vardı ama ben çok başarılı bulmadım doğrusu. Tatlılar konusuna gelirsek, baklava olarak cevizli çeşit sunulmuştu. Çok fena olmamakla birlikte çok üst seviye değildi, eğer Mado’nun cevizli baklavası bu ise ayrıca para vererek almam doğrusu. Tabağı yenilemek için aşağı indiğimde fıstık sarma gördüm ve acaba nasıldır diyerek sadece 2 tane aldım. Çok beğendiğimi söylemeliyim fakat bir sonraki inişimde yoktu. Bence çeşitleri oraya azar azar koymak mekanın hoş olmayan bir taktiğiydi bence. Ben sadece 2 tane alabilirken (sanırım 4-5 tane vardı zaten) bir çok insan hiç göremedi. Yaş pasta ve kuru pastalar için de ortalamaydı diyebilirim.
Çay güzel demlenmişti fakat servisinde ara ara problemler yaşandı ve çaysız kaldığımız anlarda oldu. Ekmek çeşitleri de bence biraz fazla cılız kalmıştı fakat ekmek yemeyi tercih etmediğimden çok sorun olmadı. Çok uğrak bir yerde olmaması ve Üstün Dekocity AVM’nin standart AVM anlayışına sahip dükkanlar barındırmaması buradaki Mado’nun en büyük eksiği.

28.03.2012

La Cuisine, Çukurambar, Brunch

Gectigimiz haftasonu brunch icin Çukurambar'da yer alan La Cuisine'e gittik. Liva'nin tam karsisina Mado'nun acilmasi iyice hareketlenmis olan bolgede La Cuisine'de Ankaralilar'a hizmet vermeye basladi. Gittigimiz her yere goturmeyi adet haline getirdigimiz 2.5 yasindaki oglumuzu ilk defa cikardigi büyük arızalar nedeni ile son dakika karari ile anneannesine birakmak zorunda kaldik. Bu anlamda bizim icin de uzun bir aradan sonra esim ile basbasa gecirdigimiz ilk kahvaltimiz oldu. Brunch'dan bahsedecek olursak bizden gecer not aldi. Peynirler gayet lezzetli ve kaliteli idi. Masaya demlik birakilmamasi biraz kotu ama servis elemanlarinin sayisinin cok olmasi uzun sure caysiz kalmamizi engelledi. Iri siyah zeytini ozellikle cok begendim. Ekmek cesitliligi acisindan biraz zayif buldugum brunch da kuru pasta cesitlerinin de pek olmamasi eksiklikti. Menemen basariliydi ama acik bufenin en iyisi sunulan yas pasta idi. Aynı şekilde portakallı ekleri de çok beğendim fakat çikolatalısı yok muydu yoksa bize mi kalmadı orasını bilemiyorum. Tatlılar konusunda çok iyi bir not alan La Cuisine için bu konudaki eksiklik hiç şerbetli tatlı olmayışı idi. Park yeri konusunda mekanın önünde yer bulamasanız bile cadde boyunca park etme şansınız var. Mekan gayet nezih, hos dekore edilmis, çalısanlar duzgun ve guler yüzlülerdi. Ankaralılar icin Çukurambar bolgesinde yeni bir alternatifin daha olustugunu soyleyebiliriz.

18.03.2012

Urfalı Hacı Mehmet, Ulus-Ankara


Ne zamandir esim Urfali Haci Mehmet'in beytisini ve kunefesini oveuyordu ama bir turlu yolumuzu Ulus'a dusuremiyorduk. Nihayet gecenlerde bir hafta ici avize bakmak icin Ulus'a gittigimizde aksam yemegini de Urfali Haci Mehmet'de yemeye karar verdik.
Aslinda daha cok Ulus esnafina ve o bolgede calisan memurlara hizmet veren Urfali Haci Mehmet Posta Caddesi'nde 3 katli bir binadan olusuyor. Bulundugu kesmekes ortam nedeniyle kendine ait bir park yeri mevcut degil. Menudeki herseyin fiyati piyasaya gore ya ortalama ya da ortalamanin altinda diyebilirim. Calisanlar efendi ve guleryuzlu. Ozellikle hafta ici ogle vakti rezervasyonsuz yer bulmak neredeyse imkansiz.
Ben beyti, esim ise kusbasili pide soyledi. Gercekten de sohretinin hakkini veriyor. Beytide ki tereyagi lezzeti gercekten enfes. Kubasili pide uzerine kasar eritilerek sunuluyor ve o da harikaydi. Kunefeye gelince acik ara Ankara'nin en iyisi diyemem ama gercekten en iyilerden. Peynir kalitei iyiydi. Ikram olarak getirilen salata ve meze biraz hafif kalsa da fiyatlarin uygunlugunu dusununce onumuze cok pahali restoranlarda konulan cesit cesit mezeleri beklememek lazim. Bence yolunuz Ulus'a dustugunde mutlaka ugrayin derim.

29.02.2012

Shisha Cafe Bistro, Kahvalti

Gectigimiz hafta sonu ailecek klasik Ankara icin hafta sonu duragimiz olan CEPA AVM'ye gitmeden yol ustunde olan Shisha Cafe'ye ugrayarak kahvaltimizi bu sekilde halledelim dedik. Shisha'nin konumundan bahsedecek olursak "Demirkopru" olarak tabir edilen Cetin Emec Bulvari'ndan Yuzuncu Yil'a gelen yol uzerinde gobege cok yakin bir yerde bulunuyor. Park sorunu bulunmuyor, Shisha'nin hemen onune olmasa da yol kenarina park edebiliyorsunuz.
Bizler 2 kahvalti tabagi siparis ettik. Peki bu kahvalti tabagi neler iceriyor. Nutella, beyaz peynir, kaşar peyniri, reçel, siyah zeytin, salam, haslanmis yumurta, sigara böreği, patates kızartması, bal, tereyağ, hellim peyniri, ceviz, domates, salatalık, roka..
Peynirler gayet guzel, hellimde olmasi arti puan. Bence tabakta yesil zeytin de olmaliydi. Sigara boregi ve patates kizartmasi hos, bizim kucuk bey de cok sevdi. Bal, tereyag ve recel ambalajli urun. Minik yuvarlak ekmekler ile birlikte sunuldu. Cay guzel demlenmisti ve bizler icin pratik, guzel bir kahvalti oldu.
Mekanin yeri cok guzel fakat ici cok daha iyi ve modern bir dekorasyona sahip olabilirdi. Biraz salas kaldigini soyleyebilirim. Shisha internet sitesi icin tiklayabilirsiniz.

22.02.2012

Urfa Eyvan Sofrasi, Balgat


Gectigimiz hafta sonu Urfa Eyvan Sofrasi'nin Balgat subesine ugradim. Ne zamandir Ostim Subesinin methini arkadaslardan duyuyordum. Fakat kismet Balgat subesine gitmekmis. Onden gelen mercimek corbasini begendim, sadece tuzuu biraz fazla kacirmislardi. Mezelerden ezmeyi malesef begenmedim, haddinden fazla suluydu ve pek de ezme denilemezdi. Lebeni corbasi ve gelen salata iyiydi. Asil bomba cig koftedeydi, ben oldukca begendim. Aci seven bir insan oldugum icin sorun yasamadim fakat aciyla araniz iyi degilse yemeniz zor olabilir. Ana yemek olarak sarma beyti soyledim. Eti gayet lezizdi fakat yufka biraz sertti. Ortalama bir beyti oldugunu soyleyebilirim. Beyti tabaginda gelen yogurt ve bulgur pilavi ise basariliydi. Fakat aksamin en buyukhayal kirikligi en guvendigim yerden geldi. Malesef kunefe bugune kadar yediklerim arasinda acik ara en kotusuydu. Kullanilan margarinin kokusu o kadar gucluyduku tatliyi bitirmek mumkun olmadi. Ayrica kullanilan peynir de kunefe icin bir o kadar uyumsuzdu.
Mekanin duvar kisimlarinda yer alan minder koltuklu masalarda oturduk. Oturma yeri cok dardi. Oyleki masayi once bir tarafa cektik ve oturduk, sonra diger tarafa cekerek diger grubun oturmasini sagladik. Ayni sikayetin arka masamizdan da geldigini duyduk.

11.02.2012

Bolka Turk Mutfagi


Bugun esim ve bizim kucuk bey ile birlikte Balgat Ziyabey Caddesi uzerinde yer alan Bolka Turk Mutfagina gittik. Balik yemek amacli bu ziyaretimizde ben cipura, esim ise levrek tercih etti. Onden gelen salata gercekten guzel hazirlanmis ve bol malzemeli idi. Ekmek dilim halinde sunuluyor ve 2 farkli cesitti "ki bence ekmek cesidi hic bir zaman 1 tane olmamali". Baliklarin gelmesi biraz uzun surdu diyebilirim fakat bence balik oldugu icin normal karsilanabilir. Tabii gercek deniz levregi ya da cipurasi pek mumkun olmadigi icin beklentinizi ona gore ayarlamalisiniz. Bizce her iki balik da guzel pisirilmisti. Baliklar butun halde sunuldu. Burada farkli musteriler farkli tercihde bulunabilir fakat bence butun olarak sunulmasi daha dogru. Daha ince bir baska mekanda sadece eti sunulan bir balik konusunda acaba yarisini bir musteriye diger yarisini da baska bir musteriye mi servis ediyorlar suphesi uyanmisti. Baliklardan sonra gelen irmik helvasi da guzeldi ve ikram edilen demleme cay ile super gitti. Mekan cok buyuk olmamasina ragmen hos ve guzel dekore edilmis. hafta ici yogunlukla bolgedeki isyerlerine hizmet veren mekan ailece de gidilebilecek bir yer.

5.02.2012

Tahinli Çörek

Karisik Pizza tarifinde belirttigim artan hamurun degerlendirilmesine bir ornek olarak tahinli corek tarifini paylasmak istiyorum. Tabi dogrudan bu tarife denk gelmisseniz asagida gerekli malzemeler ve yapilisi 0'dan olacak sekilde anlatilmistir.




Malzemeler
  • 1.5 su bardagi un
  • 1 adet yumurta
  • 1 corba kasigi yogurt
  • Yarim cay berdagi sut
  • Yarim cay bardagi sivi yag
  • Yarim paket yas maya
  • 1 tatli kasigi seker
  • 1 fiske tuz
  • Tahin
Yapilisi

Un elenir ve ortasi acilir. Ilik sut icine seker ve maya eklenir ve 15 dakika bekletildikten sonra una katilir.
Sonrasinda yumurta, yogurt, sivi yag ve tuz ilave edilerek yogrulur. Kulak memesi yumusakliginda bir hamur kivami elde edecek sekilde gerekli ise un ilavesi yapilir. 
Hamurdan ceviz buyuklugunde  parçalar alınarak tezgahin uzerinde acilir ve yuzeyine istenilen miktarda tahin surulup onun da uzerine seker serpilir ve rulo yapildiktan sonra ice dogru kivrilarak sarilir.Yaglanmis tepsiye dizilen coreklerimiz 200°C lik firinda pisirilir.

Karışık Pizza


Evlendigimizden bu zamana en buyuk keyiflerimizden bir tanesi de evde kendi pizzamizi yapmak olmustur. Yanina da elma dilimli patatesimizi hazirlar ve guzel bir bardak soguk kola ile afiyetle tuketiriz. Malzemelerle istedigimiz gibi oynayyabilecegimiz ev pizzalarimizda benim favorim karisik olanidir. Iste buyrun bizim karisik pizza tarifimiz...

Malzemeler
  • 1.5 su bardagi un
  • 1 adet yumurta
  • 1 corba kasigi yogurt
  • Yarim cay berdagi sut
  • Yarim cay bardagi sivi yag
  • Yarim paket yas maya
  • 1 tatli kasigi seker
  • 1 fiske tuz
  • 1 yemek kasigi salca
  • 1 cay kasigi kekik
  • Kasar
  • Sosis
  • Salam
  • Sucuk
  • Siyah zeytin
  • Mantar
  • Yesil biber
  • Misir

Yapilisi

Un elenir ve ortasi acilir. Ilik sut icine seker ve maya eklenir ve 15 dakika bekletildikten sonra una katilir.
Sonrasinda yumurta, yogurt, sivi yag ve tuz ilave edilerek yogrulur. Kulak memesi yumusakliginda bir hamur kivami elde edecek sekilde gerekli ise un ilavesi yapilir. 
Elde edilen hamur tepsiye el yardimi ile yayilir. Burada ince hamurlu ya da kalin hamurlu isteginize gore ozgur davranabilirsiniz. Tepsinizin boyutuna gore hamurunuz artacak olursa bunu pogaca yaparak degerlendirebilirsiniz ya da ikinci pizza tepsisini firina surebilirsiniz.
Hafif sulandirilan salcanin icerisine kekik de katilarak hamurun uzerine yayilir. Hamurun uzerine kaplayacak sekilde rendelenmis kasar serpilir. Daha sonra isteginiz miktarlarda diger malzemeler pizza hamurumuzun uzerine dizilir. 
Pizzzamiz 200°C lik firinda pisirilir. Pistikten sonra uzerine bir miktar daha kasar rendesi ilave serpilir ve kasar eriyene kadar yine firinda tutulur. 

Kestaneli Yaş Pasta


Gecen gun bizim kucuk beyin cok sevdigi badem sekeri ile cikolata kapli findikli draje almak icin girdigim markette gozum hazir pasta kekine takildi ve onu da aldim. Esim de evde hazir bulunan kestaneleri degerlendirerek guzel bir kestaneli yas pasta yapti. Ozellikle kremasinda cok guzel bir kivam yakaladigimizi dusundugumuz bu pastayi kendi hazirlayacagimiz kek ile yaparsak cok daha super olacagini dusunuyoruz. Fakat ciddi bir zaman kazanmamiza yol acak hazir pasta keki ile de hic fena olmamis.

Malzemeler
  • 2 katli hazir pasta keki
  • 4 su bardagi sut
  • 1 su bardagi seker
  • 3 corba kasigi (dolu dolu) nisasta
  • 2 corba kasigi  (dolu dolu) un
  • 1 adet yumurtanin sarisi
  • 400-500 gr kestane
  • 100 gr labne
  • Kakao
Yapilisi

Kestaneler haslanir ve kabuklari soyulduktan sonra dovulmus ceviz iriliginde parcalanir.
Bir kabin icerisinde sut, seker, yumurta sarisi, nisasta ve un guzelce cirpilir ve kisik ateste pisirilir.
Pistikten sonra ocaktan alinir ve biraz ilidiktan sonra labne peyniri ilave edilerek cirpilir. 
Son olarak kestane katilir ve karisitrilir.
Hazir pasta keki sut ile islatilir ve hazirlanan krema arasina ve uzerine yayilir. Suslemek icin uzerine kakao serpilir.

28.01.2012

Tiramisu


Malum hava sartlarindan dolayi bu cumartesiyi evde gecirmek zorunda kaldik ve kendimize bir guzellik yaparak tiramisu hazirlamaya karar verdik. Az once guzel bir fincan cay esliginde mideye gonderdigim tiramisu tarifini sizlerle paylasiyorum.

Malzemeler:

  • 3 su bardagi sut
  • 1 yumurta sarisi
  • 3 corba kasigi nisasta
  • 1 corba kasigi un
  • 2/3 su bardagi seker
  • 200 gr labne peyniri
  • 1 paket kedi dili biskuvi
  • Kakao
Kedi dili biskuvileri islatmak icin
  • 1 corba kasesi esit miktarda su ve sut karisimi
  • 2 tatli kasigi dolu dolu nescafe
  • 2 tatli kasigi seker

Yapilisi:

Krema icin butun malzemeler karistirilir ve pisirilir. 
Pisen karisim biraz ilidiktan sonra labne peyniri ilave edilir ve mikserle cirpilir.
Kedi dili biskuvileri islatmak icin su/sut karisimina nescafe ve seker ilave edilerek karistirilir. Sonrasinda tum kedi dili biskuviler bu karisimla islatilarak dikdortgen bir borcama (biz 30x20 cm boyutlarinda derin bir borcam kullandik) dizilir. 
Bir kat biskuvi dizildikten sonra kremanin yarisi biskuvilerin uzerine dokulur ve bir kat daha dizilir.
Kalan krema karisim da ikinci kat biskvilerin uzerine dokuldukten sonra uzerine kakao serpilerek buzdolabinda sogumaya birakilir.

Sebzeli Pilav

Mantarli biftegimizin yanina yapmis oldugumuz sebzeli pilav. Cok guzel bir ikili, afiyet olsun :)


Malzemeler:

  • 1.5 su baragi pirinc
  • 3.5 su bardagi su
  • 2/3 su bardagindan biraz az haslanmis bezelye
  • 2/3 su bardagindan biraz az haslanmis kup dogranmis havuc
  • 1/2 yarim su bardagi konserve misir
  • Tuz, karabiber
  • Sivi yag
Yapilisi:

Tencereye istenilen miktarda yag konur ve garniturler bir sure kavrulur. 
Sonra ayiklanip yiknamis pirinc eklenir ve bir sure daha kavrulur.
3.5 su bardagi kaynar su eklenir, Tuz ve karabiber de eklendikten sonra kisik ateste pismeye birakilir. 

Not: Kullandiginiz pirincin cinsine gore cektigi su miktari degisebilir. Su miktarini buna gore ayarlayabilirsiniz. 

Mantarli Biftek

Ilk etli yemek tarifimizi bugun sizlerle paylasiyorum. Umarim begenirsiniz.


Malzemeler:

  • 6 parca biftek
  • 300 gr mantar
  • 1 adet orta boy sogan
  • 2-3 dis sarimsak
  • 2 adet yesil sivri biber
  • Domates ya da domates sosu
  • Tuz, karabiber, kekik
  • Sivi yag

Yapilisi:

Sogan, sarimsak ve biber yemeklik dogranir. Istenilen miktarda yag ile kavrulur. Uzerine varsa domates yoksa domates sosu (ikisi de yoksa salca) ve tuz ilave edilip bir kac dakika kavrulduktan sonra ince sekilde dogranmis mantarlar eklenir ve pismeye birakilir.
Mantarlar piserken bir kenarda etler tavaya dizilir ve kendi sularini salip birakacak sekilde teflon tavada bir sure pisirilir. Et suyunu cektikten sonra bir miktar yag ilave edilir ve her iki tarafi cevirilerek kizartilir. Bu esnada kekik ve karabiber eklenir.
Iki yani kiarmis biftekler tavadan alinarak mantar sotenin icine yerlestirilir ve birlikte pismeye birakilir. Eger suyu az ise suilave edilir (Biz domates sosu kullandigimiz icin su eksikligi yasamadik).

24.01.2012

konuşu-yorum: Türk Basketbolunu İleriye Taşımak


Benim yaşımdakiler, benden öncekiler, benden sonrakiler ve hatta şimdiki çocuklar olarak büyük çoğunluğumuz futbol topunun peşinde koştuk. “Maç yapalım mı” sorusunu bile doğrudan futbola yorduk. Oysa ülkedeki çocukların ilk sıradaki spor trendini basketbol yapmayı bir başarabilsek, bu ülkeden çok yetenekli basketbolcular çıkacaktır. Düşünün mesela, son yıllarda özellikle Almanya’da yetişmiş genç futbolcuların hangi ülke milli takım formasını seçecekleri bir numaralı spor haberimiz ve büyük bir tartışma konusu. Ve şu bir gerçek ki Almanya’da futbolu öğrenmiş Türk gençler Türkiye’dekilerden çok daha üst düzey. Bakın daha yetenekli demiyorum, böylesi de zaten saçma olurdu. Biraz futbolun oyun doğası, biraz basketbola göre gerçekçi oyun sahası bulmanın zorluğu, maalesef bir Alman ile karşılaştırıldığında “neredeyse disiplinsi oluşumuz” falan derken böyle bir sonuç çıkıyor. Oysa böyle bir durumun basketbolda gerçekleşmesi bence neredeyse imkansız. Zaten böyle bir örnek de yok. Yeteneği olan ve bu sporu yapmaktan keyif alan Türkler kendilerini basketbol konusunda yeterince kanıtladılar. Madem Almanya’dan örnek verdik devam edelim. Dirk Nowitzki gibi adı büyük harflerle NBA tarihine yazılacak bir basketbolcu Almanya’dan çıktı fakat bizim NBA’deki oyuncu sayımız Almanya’dan yüksek. Hatta bu konuda bizden yüksek bir tek Fransa var ki onlar da Afrika kökenli oyuncuları sayesinde.
NBA deki Türk oyuncuların karnesine bakacak olursak ilk olarak Mirsad Türkcan’ı göndermiştik NBA’e. Gerçi bu yazıda Mirsad ve Ersan’ın dahili konusunda biraz kafa karışıklığı yaşadım fakat her ikisi de çok genç yaşlarda Türkiye’ye geldikleri ve milli formayı da büyük bir özveri ile terlettikleri için onları yabancı olarak kabul etmek bence anlamsız. Mirsad NBA’de istediklerini yapamasa da bu ligde forma giyen ilk Türk basketbolcu olarak tarih sayfasında yerini aldı. Ardından Hidayet çok genç bir yaşta NBA’e gitti ve şu anda 11. yılını yaşıyor. Bu gerçekten önemli bir zaman. İlerleyen yaşına rağmen bu senenin all star kadrosunda kendisine yer bulup bulamayacağını konuşuyoruz. Ve daha 2 yıl önce en çok gelişme kaydeden oyuncu seçildiğinde de normalde ilk yıllarını geçiren genç oyuncuların aldığı bu ödüle 8 yılı geride bıraktıktan sonra ulaşması ödülü daha bir anlamlı kılıyordu. Şu ana kadar farklı takımlarla çıktığı tüm maçlarda 12.1 sayı, 4.3 ribaunt ve 3 asist ortalamaları gayet güzel rakamlar.
Sonrasında Mehmet Okur NBA salonlarının tozunu yuttu ki hem de çok önemli ilklere imza atarak. Bir çok büyük oyuncunun dahi takması nasip olmayan şampiyonluk yüzüğünü Detroit ile yaşadığı şampiyonluk sonrası parmağına geçirdi Memo. Sonra yine bir zoru başararak All Star seçilen Memo, gelmiş geçmiş en iyi basketbolculardan Shaq ile birlikte oyun kurucuları canlandırdıkları komedi ile de hiç unutulmayacak. Sakatlık sonrası eksi günlerini arar olsa da Memo şu anda bile NBA de büyük bir başarıya imza atmış durumda. Kariyer ortalamaları 13.5 sayı, 7 ribaunt ve 1.7 asist.
Bana sorarsanız çok özel yeteneğini NBA için bir türlü istikrarlı hale getiremeyen Ersan, kendisinin istemesi durumunda daha çok uzun yıllar NBA sahnesinde boy gösterecektir. Bu sezon kariyer ortalamasının çok az da olsa üzerinde seyretmekte. 8.7 sayı, 5.3 ribaunt ve 0.9 asist.
Kendilerini daha çok hazırlama şansı yakalayarak NBA de oynamaya başlayan Semih ve Ömer’de ilk yıllarına rağmen gayet başarılı bir grafik çiziyorlar. Daha az süre ile oynadıkları için istatistikleri de düşük fakat ben biraz daha tecrübe kazandıklarında çok daha uzun sürelerle oynayacaklarına inanıyorum.
Ve son olarak 3. sıradan seçilerek ayrı bir başarıya imza atan Enes. Otoriteler tarafından 10 yıl sonranın NBA yıldızları arasında da gösterilen Enes’in daha uzun süreler alması gerektiğini düşünüyorum. Amerika’da kolej okuyarak aslında Amerikan basketboluna çok daha önceden alışan Enes bunu bir fırsat olarak kullanabilmeli. Uzun süren oynanama dönemini yavaş yavaş geride bırakıyor ve eğer ileride büyük bir yıldız olacaksa şimdiden onun tecrübeli oyuncuları zorlamasını da izletmeli bizlere. Çaylak sezonunu geçiren Enes 4.7 sayı ve 5.1 ribaunt ortalamalarına sahip. Israrla vurguladığım süre istatistiği ise maç başına 13.9 dakika. Memo’nun Utah’da en azından 1 yıl daha kalması Enes için çok önemli bir şans olabilirdi.
Tabloya şöyle bir baktığımızda basketbol sporunda çok üst düzey oyuncular çıkarabildiğimizi görüyoruz. Hidayet ya da Memo’nun NBA de yakaladığı başarınınsa yanına dahi yaklaşabilecek tek bir Türk futbolcu yok. Bugünün Real Madrid’inde forma giyen 3 Türk oyuncuda Almanya doğumlu ve futbolu oranın imkanlarında öğrenmişler. Yere göğe sığdıramadığımız Arda için bile “Mesut Real için neyse Arda’da Atletico için odur“ diyemeyiz. Bir kez daha söylüyorum ki basketbolu Türk spor kamuoyunun kalbi yapabilirsek (gazetedeki ayrılan sayfa sayısından, TV deki programına kadar her şeyiyle) çok daha fazla sayıda üst düzey oyuncumuz ve korkulacak seviyede bir milli takımımız, kulüp takımlarımız olacaktır.

22.01.2012

Schlotzsky's, CEPA AVM, Ankara


Dun yine bir Ankara kis rutinini yerine getirmek uzere Cepa AVM'de idik. Gezdik, alisveris yaptik derken haliyle aciktik. Bu defa ortak yemek alanindan biraz uzaklasarak kendimize Schlotzsky's de bir yer bulduk. ilk olarak mekan yerinden bahsedelim. D&R'in biraz ilerisinde, Sinema bilet gisesinin tam karsisinda yer aliyor. Rahat minderlerden olusan guzel bir oturma alanina sahip. Ezogelin corbasi, karisik pizza, Fume tavuk gogus sandvic, elma dilimli patates soyledik. Ezogelin corbasi biraz alisilmisin disinda fakat fena degildi. Komik isim ciddi sandvic  sloganina sahip Schlotzsky's Fume tavuk gogus sandvic gercekten guzeldi. Ana temalari oldugu icin diger sandviclerinin de guzel oldugunu dusunuyorum. Elma dilimli patates guzeldi fakat yaninda gelen mayonez agirlikli sosu pek begenmedim. Bence sade bir ketcap bile daha iyi olabilirdi. Pizza icin ise soyleyeceklerim biraz daha fazla; pizza hamuru cok fazla kalindi (ben normalde kalin hamurlu pizza tercih ederim ama bu biraz fazlaydi) ve daha onemlisi hamur bir pizza hamurundan ziyade pogaca hamuru tadini andiriyordu.  Ayrica pizza uzerinde sogan pek de guzel olmuyormus, bunu ogrendim. Ama bunun haricinde piza malzemeleri gayet bol ve kaliteliydi. Ama ne yazik ki sonucta pizzadan yerken cok keyif almadim.

20.01.2012

konuşu-yorum: Yerli Otomobil Komedisi


Yerli otomobil fikri ilk ortaya atıldığında çok büyük bir sevinç ve heyecan yaşamıştım. Hatta şimdiye kadar düşünülmemiş ve birilerinin kendiliğinden ortaya çıkmamasına şaşırmıştım. Zaten küçüklüğümde Murat, Şahin, Kartal, Doğan kuş ailesinin bile yerli otomobil olmadığını öğrendiğimden bu yana Türkiye’nin bir otomobil markası olmamasına hayıflanıp duran biriydim. Bence bu çağda otomobil yapabilmek hayal falan değil, düşünün arkadaşlar bugün milli tank yapmaktan, 2023’de milli uçaktan bahsediyoruz. Bir savaş uçağının yanında otomobil teknolojisi nedir ki! Hem yeryüzündeki en iyi otomobili falan yapmaktan da bahsetmiyoruz. Hatta tam tersi Türk insanının tercihine uygun, olabildiğine ekonomik, asıl gücünü yedek parça temin kolaylığı ve ucuzluğundan alacak ortalama bir aile arabasından bahsediyoruz. Benim ilk aklıma gelen şu olmuştu, bir babayiğit (Başbakan’ın deyimiyle) çıkar, böyle bir aracı Türk mühendislerinin tasarımı ve otomotiv sektöründe kendisini zaten ispatlamış olan Türk işçisinin emeği ile ortaya koyar. Gelelim işin daha çetrefilli tarafı olan yeni otomobile pazar bulmaya. Düşünelim bir, şu an kamu aracı olarak hizmet veren Hyundai Accent, Renault Clio ayarında acaba kaç bin tane aracımız var. İşte bunların yerine devlette yerli otomobili tercih eder ve bunun devamı ülkenin büyük çoğunluğunu oluşturan orta sınıf vatandaşın da tercihi ile bir bakmışsınız yollarda gerçek yerli otomobilimiz geziniyor. Bu ülkenin vatandaşı yılarca kuş serisine binmedi mi? Hem de ne binme, ederinin beklide 10 katı paralara alınıp satıldı. Ülke vatandaşının parasıyla İtalya’ya aktı durdu. Keza Renault 12 ler, Toroslar vesilesiyle de Fransa’ya.
Sonuç olarak bu projeyi sahiplenecek birilerinin çıkmaması zaten bendeki heyecanı yok seviyesine kadar azaltmıştı. Bugünlerde okuduğum bazı haberler ile de yerli otomobil projesinin artık bir komediye dönüştüğünü üzülerek izlemekteyim. Fiat CEO su ile yapılan röportaj vardı. Hazırlıklarının tamamlamak üzere olduklarını, en başından beri yerli otomobil projesini çok ciddi bir biçimde ele aldıklarını anlatıyor. Diğer taraftan Fiat’ın Türkiye’deki fabrikasının müdürü yerli otomobilin üretimi için bir üretim bandının boşta ve uygun olduğunu söylüyor.
“Bi dakka yaa!! Siz de nereden çıktınız şimdi? Pardon da neresi yerli otomobil bunun?” Fiat Türkiye’ye yerli otomobil kazandırmak için çalışmalar yapıyor. Yani sizin anlayacağınız İtalyan mühendisler Türkiye’nin ihtiyacına yönelik orta sınıf bir araç tasarlayacaklar. Mevcut fabrikalarındaki bir üretim bandında bu aracı üretecekler. Diğer Fiat modellerinin Türkiye’de üretilmesi gibi. Yani Türkiye “sözüm ona” yerli otomobil kazanıyorken, fazladan bir otomobil fabrikası bile kazanmış olmayacak. Doğan görünümlü Şahin’den sonra 2000’li yıllarda da Türk görünümlü İtalyan arabalara binmeye devam edeceğiz. Bence bu fikir ortaya atıldığında (ki gerçekten alkışlamıştım), kimsenin aklında bu senaryo canlanmamıştı.
Umarım gerçekten bir babayiğit çıkarda, 2010’ların ortasına doğru hızla ilerlediğimiz şu zamanda gerçekten bir Türk otomobilimiz olur. Hele bir bu olsun da savaş uçağını ondan sonra düşünelim...

19.01.2012

Elmalı Kek

Sizler de fark etmişsinizdir bu sıralar pisiri-yorum kategorisi için vites artırdık. Dünkü humus tarifinden sonra bugün de elmalı kek (az önce yaptığımız) tarifimiz ile karşınızdayız.



Malzemeler:

  • 3 adet yumurta
  • 3 cay bardağı seker
  • 2 cay bardağı sıvı yağ
  • 1 cay bardağı yoğurt
  • 2.5 su bardağı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 adet limon kabuğu rendesi
  • Pudra sekeri (üzeri için)
İç Malzemeler:
  • 5-6 adet orta boy elma (içi için)
  • 1 cay bardağı seker
  • Ceviz içi
  • Tarçın
Yapılışı:

İçinin hazırlığında elmalar rendelenir ve sekerle pişirilir. Soğuduktan sonra tarçın ve ceviz eklenir.
Yumurta, seker ve vanilya mikser ile krema kıvamına gelinceye kadar çırpılır.
Yağ ve yoğurt ilave edilerek çırpmaya devam edilir.
Son olarak un, limon rendesi ve kabartma tozu katılarak tekrar çırpılır.
Yağlanmış borcama kek hamurunun yarısı dökülür ve üzerine hazırlanan elmalı karışım döşenir. Hamurun geri kalan yarısı da bu karışımın üzerine dökülerek 170 °C lik fırında pişirilir.
Fırından çıkan kekin üzerine biraz soğuduktan sonra pudra sekeri serpilir.


18.01.2012

Humus


Ülkemizin bir çok bölgesinde de yapılmasına rağmen humus ile gerçek tanışmam İsrail’de kaldığım sure içerisinde oldu. ilk baslarda ön yargılı davranarak tatmaya bile lüzum görmedim. Ama İsrail’de humusa öyle bir düşkünlük var ki çalıştığım şirketin öğle yemeklerinde mezelerin olduğu açık büfe de hiç bir gün bile humus yerini kaybetmiyor. İsrail’deki bu humus düşkünlüğünü öğrenmek isteyenler Adam Sandler'in "Zohan'a Bulaşma (Don't mess with Zohan)" isimli komedi filmini izlerlerse ne demek istediğimi anlayacaklardır. Sonuç olarak ben de her gün miktarı biraz daha artırarak tabağımda humusa yer açtım. Ve nihayet o gün geldi çattı ve humusa özlem duyarak mutfakta esime humus yaptırttım. İsrail’dekine en yakın kıvamı ayarlamak için yorumlarımla esimi yönlendirdim. Ve en sonunda ortaya harika bir humus çıkartmayı başardık. Ve az önce tadına baktığım humusun tarifini hemen sizlerle paylaşmak için hızlıca bir fotoğraf çekerek bilgisayarın başına geçtim.
Simdi malzemelerden başlayalım;


  • 1 su bardağı nohut
  • Yarim su bardağı tahin
  • 2 adet limon
  • Yarim su bardağı sızma zeytinyağı
  • 2 cay kaşığı kimyon
  • 1 cay kaşığı karabiber
  • 1 cay kaşığı kırmızı biber
  • 1 cay kaşığı tuz
  • 4-5 diş dövülmüş sarımsak
Yapılışı:

1 su bardağı nohut geceden suda bekletilir. Sonra kabukları ayıklanır ve haşlanır.
Haşlanmış nohut rondodan geçirilir. Fakat rondo nohutu istediğimiz kadar ince parçalayamadığı için devamında blender yardımı ile nohut iyice ezilmiş olur. (Sağolsun bu fikir esimin aklına geldi, yoksa çok iyi bir humusun ortaya çıkması mümkün olmayacaktı).
Ayrı bir tabağa alınan ezilmiş nohut karışımına tahin, sarımsak, karabiber, kırmızı biber ve kimyon ilave edilir ve karıştırmaya devam edilir. Sırasıyla karışıma zeytinyağı ve limon suyu karıştırmaya devam ederken azar azar ilave edilir. İyice karıştırdıktan sonra humusumuz hazır. Kıvamına ne şekilde elde etmek isterseniz pişirme derdi olmayan bu tarifte malzeme miktarları ile istediğiniz gibi oynayabilirsiniz. Son olaraktan zeytinyağı, pul biber, limon ve maydanoz ile süslediğiniz tabakları servis edebilirsiniz.
Yukarıda verilen malzeme miktarlarından hazırlayacağınız humus 5-6 kişilik bir sofra için soğuk meze olarak kullanılabilir.